03 01 2010

Çiçek İle Suyun Aşkı

  Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. Bir süre devam eden bu arkadaşlıkları zaman içerisinde çiçeğin gönlünde aşka dönüşür ama belli etmez suya sevgisini. Susar, sabırla bekler. Aslında su da epeyce değişmiştir. Kendisini çok farklı hissetmektedir. Yüreği kıpır kıpırdır, ancak kendisindeki bu değişikliğin ne olduğunu çözemez. Ara sıra oralara uğrayan bir bilge kişi vardır. Su onu görür görmez kendisindeki değişikliği anlatır ve bunun nedenini sorar. Bilge kişi gülümser ve "SEN AŞIKSIN" der suya. Su önce şaşırır ama sonra kalbindeki sevgilinin kim olduğunu hemen anlar ve çiçeğin yanına akar. "SENİ SEVİYORUM" der çiçeğe. Çiçek ne zamandır bu sözü sevdiğinden duyabilmeyi umut ediyordur. Mutluluktan deliye dönen çiçek o günden sonra etrafa daha keskin kokular saçar, canlanır, renkleri parlaklaşır. Su yüreğindeki acemi aşk ile nasıl başa çıkacağını bilememektedir ve çiçeğe hergün "SENİ SEVİYORUM" demekten başka sevgisini belli edecek herhangi birşey yapamaz. Gel zaman git zaman çiçek hastalanır. Su hep yanı başındadır sevdiğinin ve sürekli ona olan sevgisinden söz etmeye devam eder durur. Ama çiçek günden güne solmakta, yaprakları hergün biraz daha sararmaktadır. Su çok üzgündür , ne yapacağını da bilememektedir. Çiçek her gün biraz daha soluyor, ölüyordur. Su çaresizlik içerisinde, hızla bilge kişiye doğru akar ve ona der ki "SEVDİĞİM ÇOK HASTA, BİZE YARDIM ET". Bilge kişi, çiçeği görür görmez artık ölmek üzere olduğunu anlar ve suya der ki "ARTIK ELİMİZDEN BİRŞEY GELMEZ." Su, "... Devamı

03 01 2010

Ateş İle Suyun Hikayes

  Ateş ile suyun hikayesini bilir misiniz? Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına... Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüregim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu... Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını... Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş... CAN YÜCEL Devamı