03 01 2010

Suskunuz

Sus!..........Aşk... Dudaklarım durgun Suskun bir senfoniyim Sus-pus olmuşuz ikimizde Zaten derdimizde malum Diri aşklarda tat yok Ölmeli aşklar Tenlerin tenlere dolaşması yasak Bunu anlasak Sen sen olmadan da Ben yok i k e n yani Ben yaşam ı ştım A ş k t ı evreni üreten sanki Bilmem anlatabiliyor m u yum Anlaya b i l men için S e n Ç e k i n -G e n Durgun K a D ı n Pembe-Mor tonlarıma vurgun KadıN Senin o muhtaç l ı ğın Eskitil e m e yen prangaların Ama beni dinle Ben seninle ne sevişmeler düşledim ........... Ölmesek --- E ğ e r Aşkları yaşamaya değer ............ Sen bensiz Sen nedensiz Kuşkularınla yersiz Gözlerine okunan türkülere tükürensin ............. Acımasız imgeler yığınısın Sen ............. ............. Ben sözcüklerin dans eden haliyim Aşkın çiçeklerle donatılan bahçesiyim Şiirlerden örgülenmiş tenim Kurşun işlemez bir katman Sıkıysa gir içine Orada sevda seslenir Aydınlığın muştusu v a r... .............. Ne zaman Ki prangaların eskitilirse İşte o zaman AhmeD Arifin sevdası olursun Ve Nazımın memleket özlemiyle yanarsın Öyleyse çınarlar dikmeli Anadolu da Serin gölgesinde serin yaşansın aşklar .............. .............. Yoksa biz suskun piramitlerin gizemi miyiz Böylesine derinden kopan çığlıklarımızın monologlarıyla Suskunuz .............. ... Devamı

03 01 2010

Sevgiyi Hak Edeni Bulmak

  Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti. Şoför: Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi. Kadın 32yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi. Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti. Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu. Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime diye. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı: Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakâr koca. Gün... Devamı